Toprak yetiştirmek...

İlk duyduğumda biraz ters biraz da ilginç gelmiş bir kavram. Her zaman toprakta bitki yetiştirmek olarak bildiğim kavramın öncesi de olabileceği ve hatta doğru yetiştirilen bir toprağın bitkiler açısından çok daha verimli olduğunu öğrendim.



Günümüz teknolojik koşullarının getirdiği avantajlardan belki de en önemlisi merak duyduğumuz konularda oldukça fazla kaynak ve bilgi bulabiliyor olmamız. Evet kontrolsüz bir bilgi ortamı olduğu için çoğunlukla yanlış veya saptırılmış bilgiye ulaşabiliyoruz ancak biraz sebat ve ellerini kirletmekten korkmayan bir yaklaşım ile bu bilgileri süzüp, deneyerek sonuca ulaşmak da mümkün.


İşte bu şekilde başlayan araştırmalar sonucunda çoğumuzun aşina olduğu kompost kavramına ulaştım. (An önce yazarken fark ettim ki bilgisayarın otomatik düzeltme özelliği kompost kelimesini tanımıyor ve komposto olarak değiştiriyor. komik) Pek çok üretim yöntemi olan kompost aslında organik artıkların bitki yetiştirmeye elverişli, oldukça verimli bir toprak çeşidine dönüştürülmesi ile elde edilen sonuç ürüne verilen isim.


Sürekli eleştirdiğim gibi konunun bilgi ve öneri kısmını atlıyorum ve herhangi bir kaynaktan kopyala yapıştır yapmadan şimdiye kadar öğrendiklerime geçiyorum.


internet ortamında o kadar çok kaynak ve bu konuyu deneyen o kadar çok kişi var ki, mevcutta karşılaştığım yöntemleri anlatmıyorum, merak edenleriniz internet üzerinden araştırma yapabilir, özellikle YouTube kanallarında pek çok öneri ve bilgi bulabilir. Bu yöntemler bana biraz fala kurallı ve karışık gelmesine karşın, kendilerine has avantajları ile birbirlerinden ayrılıyorlar.


Özellikle "bokashi" isimli yöntem, çok kuralı ve uzun bir süreç olmasına karşın çok yakın arkadaşlarım bir süredir konuyu deniyor ve oldukça başarılı sonuçlar elde ediyorlar. Kendilerine ait Instagram hesabı "türetmezamanı" nda bu konudaki deneyimlerini ve tariflerini paylaşıyorlar ve gerçekten iyi işler yapıyorlar. Belki bir gün bu blogda onları da görebiliriz.


Ben her zaman için doğanın sorunların en basit şekilde üstesinden gelmesine hayran olmuşumdur. Bu nedenle bu konuda da mutlaka doğanın basit bir yolu vardır diyerek araştırmalara devam ettim. Kampa gittiyseniz, yemek artıklarının bir çukura gömüldüğünü bilirsiniz. Organik artıkların dönüştürülmesinde en büyük rolü mikroorganizmaların oynadığını düşündüğümde, parçalanma için zaten içinde bol miktarda organizma barındıran toprağın yeterli olabileceğini düşünerek denemelere başladım.


Bu aşamada en çok üzüldüğüm konu yaptığım denemelerin görsel dökümanlarının olmaması ancak elden gelen bir şey yok. Bundan sonraki denemeler mutlaka kayıt altına alınacak demek ki.


Bulduğum ilk büyük kovaya, 1/3 oranında toprak koydum ve başladım çiğ sebze artıklarını karıştırmaya. Başta küçük parçalara ayırıyordum. Hatta evdeki mutfak robotunu bu işe ayırıp, ailemin garipseyen bakışları altında küçük küçük parçalanmış sebze ve meyve artıklarını hazırlıyordum. İlk deneme son derece başarılı oldu. Kendimce düşündüğüm doğanın en basit çözümü teorim işe yaramıştı ve herhangi bir hesaplamaya, kahverengi yeşil miktarlarına, önceden hazırlanmış mikroorganizma şerbetlerin ihtiyaç duymadan sadece toprak ve bitki artıkları ile sonuca ulaşmıştım.


İlk denememden öğrendiklerime gelince, en önemli konu oksijen. Oksijen ile organik artıklar parçalanıyor ve çürüme kesinlikle olmuyor. Tahminlerimin aksine diğer önemli şey ise ısı. Sistem kendi ısısını üretiyor, o nedenle de diğer yöntemlerdeki gibi bir sıvı birikmesi olmuyor (zaten olmaması da gerkiyor) ancak ısının kaybolması, nem miktarını arttırıyor ve aşırı nemli ortam çürümeye sebep oluyor. Oksijenlenme ve nemin atılımı konusunu sistemi güneş alan bir köşeye yerleştirerek ve sık sık karıştırarak sağladım.


Gözlemlediğim başka bir konu ise parçalanmış artıkların çok hızlı şekilde kaybolduğunu daha doğrusu parçalandığını fark ettim. Bu da beni ikinci aşama olan ve teorimi biraz daha destekleyen bir denemeye götürdü. Bu sefer artıkları parçalama konusunda kendimi yormamaya ve soyarken veya doğrarken ne kadar parçalanmışsa o kadarı ile sisteme karıştırmaya karar verdim. Belki süreç biraz daha uzayabilirdi ancak benim de örnek aldığım doğa gibi acelem yoktu. Önem verdiğim konu artıkların doğaya dönmesi, çöpe dökülüp, çürüme ile doğaya zarar vermemesiydi.


İkinci deneme de son derece başarılı oldu. Aslına bakarsanız kendime güvenim geldi, bu işi çözdüm diyerek denemeleri daha ileri seviyeye taşımaya karar verdim. Bu arada bahsetmeyi atladığım bir konu ise, oranlar ve süreler sanırım.


Basitçe, bir kovayı 1/3 oranında toprak ile doldurduktan sonra sürekli olarak organik artık ekledim. Bu sırada ne artık eklediğimi çok takip etmedim ancak hepsi çiğ sebze ve meyve artıklarıydı. Bol miktarda güneş alan bir yerde sık sık karıştırarak kova doluncaya kadar devam ettim. Yaklaşık 2 haftalık bir sürede kovanın dolmasıyla birlikte artıkları yeni bir kovaya atmaya başladım, eski kovada nemlenme devam ettiği sürece karıştırmaya ve havalandırma devam ettim. Yine yaklaşık 2 haftalık bir sürenin sonunda toprağın kurumaya başladığını farkettim ve karıştırmaya son verdim. İlk kova toprağım hazırdı. Günde bir iki dakikalık karıştırma seansları ile neredeyse hiç güç harcamadan bir kova toprak elde etmiştim.